menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Annemin rutin safra kesesi ameliyatı sonrası, imzaladığımız onam formunda 'nadiren görülebilir' denilen bir komplikasyon oluştu. Doktor 'Beklenen bir risk' dese de, bize sürecin iyi yönetilemediği ve bir hata olduğu hissi veriyor. Hukuken bu ince ayrım nasıl belirlenir, ispat yükü kimdedir?

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert

Onam Formundaki Komplikasyon ile Malpraktis Ayrımı: Hukuki İnce Çizgiyi Anlamak ve Hakkınızı Aramak

Değerli okuyucularım, annenizle yaşadığınız bu zorlu süreçteki hislerinizi ve kafanızdaki soru işaretlerini çok iyi anlıyorum. Rutin bir ameliyatın ardından beklenmedik bir durumla karşılaşmak, hele bir de “nadiren görülebilir” denilen bir komplikasyonun sizi bulması, hem duygusal hem de zihinsel olarak yıpratıcı olabilir. Hele doktorun "beklenen bir risk" demesine rağmen, sizde sürecin iyi yönetilemediği ve bir hata yapıldığı hissinin uyanması, bu hassas ayrımı anlamayı daha da kritik hale getiriyor.

Türkiye'de tıp ve hukuk alanında yıllardır edindiğim deneyimlerle söyleyebilirim ki, bu ayrım, hem hekimler hem hastalar hem de hukukçular için sürekli bir tartışma ve dikkat noktasıdır. Bugün bu ince çizgiyi birlikte netleştirmeye çalışacağız.

Onam Formu: Bir İmzadan Çok Daha Fazlası

Öncelikle, onam formu dediğimiz belgenin ne anlama geldiğini netleştirelim. Onam formu, hastanın veya yasal temsilcisinin, yapılacak tıbbi müdahale hakkında aydınlatılması ve bu müdahaleyi özgür iradesiyle kabul ettiğini gösteren hukuki bir belgedir. Bu formda sadece ameliyatın adı yazmaz;
Müdahalenin amacı,
Nasıl yapılacağı,
Olası faydaları,
Alternatif tedavi yöntemleri,
Müdahale yapılmazsa ortaya çıkabilecek durumlar,
Ve en önemlisi, olası riskler, yan etkiler ve evet, komplikasyonlar detaylıca belirtilmelidir.

Annenizin durumunda, "nadiren görülebilir" ibaresinin yer alması, aslında onam formunun aydınlatma görevini yerine getirdiğini gösterir. Ancak, bu tek başına her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, sadece o riskin varlığını kabul ettiğiniz anlamına gelir, o riskin kötü yönetimini değil.

Komplikasyon Nedir? Tıbbın Kaçınılmaz Gerçeği

Komplikasyon, tıbbi bir müdahale sırasında veya sonrasında, tüm özen ve dikkat gösterilmesine rağmen ortaya çıkabilecek, öngörülebilir ancak her zaman önlenemez bir olumsuz sonuçtur. Tıp bilimi ve uygulaması, insan vücudunun karmaşıklığı ve her bireyin farklı tepkileri nedeniyle %100 risksiz değildir.
Örneğin, safra kesesi ameliyatı sonrası kanama, enfeksiyon, safra kaçağı, komşu organ yaralanmaları gibi durumlar, belirli oranlarda ortaya çıkabilecek komplikasyonlardır. Doktorunuzun "beklenen bir risk" demesi, bu durumu onam formunda belirtilen, tıbbın doğasında olan, her ne kadar nadir olsa da görülebilecek bir durum olarak gördüğünü gösteriyor.

Unutmayın: Komplikasyon, doktorun hatası veya ihmali olmadan da meydana gelebilir. Hatta dünyaca ünlü, en iyi cerrahların bile ameliyatlarında komplikasyonlar görülebilir. Çünkü bu durum, doktorun beceriksizliği değil, tıbbın doğasındaki belirsizliklerin bir sonucudur.

Malpraktis (Tıbbi Hata): Ne Zaman İşler Ters Gider ve Kim Sorumludur?

İşte asıl kritik nokta burası. Malpraktis, diğer adıyla tıbbi hata, bir sağlık profesyonelinin (doktor, hemşire vb.) mesleğini icra ederken objektif özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, yani mevcut tıp biliminin kabul görmüş standartlarına uymayarak veya gereken beceriyi göstermeyerek, hastaya zarar vermesidir.

Malpraktisin temel unsurları şunlardır:
1. Hukuka Aykırı Bir Fiil (İhmal veya Hata): Doktorun tıbbi standartlara aykırı bir davranışı (yanlış teşhis, yanlış tedavi, ameliyat sırasında dikkatsizlik vb.).
2. Zarar: Hastanın yaşadığı maddi veya manevi kayıp, sağlık durumundaki bozulma.
3. Nedensellik Bağı: Doktorun hukuka aykırı fiili ile hastanın yaşadığı zarar arasında doğrudan bir ilişki olması. Yani zarar, doktorun hatası yüzünden ortaya çıkmış olmalıdır.

Annenizin durumundaki gibi "sürecin iyi yönetilemediği" hissi, tam da malpraktis şüphesini akla getirir. Eğer doktorunuz, onam formunda belirtilen bir komplikasyonu önlemek veya ortaya çıktığında yönetmek için gerekli ve uygun tıbbi adımları atmadıysa, durum bir komplikasyondan malpraktise dönüşebilir.

İnce Çizgi: Komplikasyon Mu, Malpraktis Mi? Ayırt Edici Kriterler

Bu ayrımı yaparken birkaç anahtar soru ve kritere odaklanmanız gerekir:

1. Tıp Standardı ve Özen Yükümlülüğü

Bu, en önemli kriterdir. Doktorunuzun uygulamaları, o anda geçerli olan tıbbi standartlara, bilimsel verilere ve mesleki protokollere uygun muydu? Örneğin, safra kesesi ameliyatı sonrası safra kaçağı geliştiğinde, doktorunuz bu durumu hızla fark edip, gerekli tetkikleri (MRCP, ERCP vb.) isteyip, uygun tedaviye (drenaj, endoskopik stent vb.) zamanında başladı mı? Yoksa durumu gözden kaçırdı mı, gecikmeli mi müdahale etti? Eğer müdahale edilmesi gereken yerde edilmediyse veya yanlış bir müdahale yapıldıysa, bu malpraktis anlamına gelebilir.

2. Öngörülebilirlik ve Önleyebilirlik
  • Komplikasyonlar öngörülebilir risklerdir (onam formunda da belirtildiği gibi), ancak her zaman önlenemezler. Yani doktorunuz tüm özenini gösterse de yine de ortaya çıkabilirler.
  • Malpraktis ise, aslında önlenebilir bir hatanın veya ihmalin sonucudur. Yani doktor, mesleki standarda uygun davransaydı, o zarar meydana gelmeyebilirdi.
3. Nedensellik Bağı

Yaşanan zararın, doktorun bir hatası veya ihmalinden mi kaynaklandığı, yoksa müdahalenin doğasındaki inherent bir riskin mi sonucu olduğu çok kritiktir. Eğer safra kaçağı, cerrahın safra kanalına bilerek veya bilmeyerek hasar vermesinden kaynaklandıysa ve bu hasar kolayca önlenebilecek bir dikkatsizlikten ibaretse, bu malpraktistir. Ama her şey usulüne uygun yapılmasına rağmen, kişisel anatomik farklılıklar veya doku tepkileri nedeniyle bir kaçak oluştuysa ve bu durum standart protokollere uygun şekilde yönetilmeye çalışıldıysa, bu bir komplikasyon olarak değerlendirilebilir.

4. Kayıtların Önemi

Hukuki süreçte en önemli delil, eksiksiz ve doğru tutulmuş tıbbi kayıtlardır. Ameliyat notları, hasta takip formları, konsültasyon notları, görüntüleme sonuçları, ilaç kayıtları... Her şey detaylı ve kronolojik olarak kaydedilmiş olmalı. Eğer kayıtlarda eksiklik, çelişki veya sonradan ekleme şüphesi varsa, bu durum doktorun aleyhine delil olabilir.

İspat Yükü Kime Ait? Hukuki Süreçte Sizin Rolünüz

Türkiye hukukunda genel kural olarak, bir iddianın ispat yükü, o iddiayı ortaya atana aittir. Yani, annenizde bir malpraktis olduğunu sizin ispatlamanız gerekmektedir.

Ancak tıp hukuku alanında, bu ispat yükü bazen hastanın lehine hafifleyebilir (özellikle aydınlatma eksikliği gibi durumlarda). Ama tıbbi hatanın tespiti söz konusu olduğunda, somut delillere ve uzman görüşlerine ihtiyaç duyulur.

İspat yükünü yerine getirirken size yardımcı olacak en önemli şeyler şunlardır:
Tüm Tıbbi Kayıtları Temin Edin: Annenizin hastalığına ilişkin tüm tetkik, tahlil, ameliyat raporu, epikriz, hemşire gözlem notları, reçeteler dahil her türlü belgeyi hastaneden talep edin. Bu sizin en doğal hakkınızdır.
Bağımsız Bir Uzman Görüşü Alın: Farklı bir hastaneden veya üniversiteden, konuyla ilgili uzman bir doktordan (genel cerrah, gastroenterolog vb.) annenizdeki durumun bir komplikasyon mu yoksa tıbbi hata mı olduğu yönünde görüş alın. Bu görüş, sizin en güçlü deliliniz olacaktır. Hukuki süreçte adli tıp kurumları veya bilirkişi heyetleri de bu tespiti yapar.

Peki Şimdi Ne Yapmalısınız? Atılacak Adımlar

Bu noktada hislerinizin ne kadar önemli olduğunu biliyorum, ancak hukuki süreçte somut delillerle hareket etmek hayati önem taşır. İşte size pratik önerilerim:

  1. Doktorunuzla Sakin Bir Şekilde Konuşun: Tüm endişelerinizi ve "sürecin iyi yönetilmediği" hissinizi doktorunuzla paylaşın. Ona sorular sorun: "Bu komplikasyon neden ortaya çıktı? Bunu önlemek için ne tür adımlar atıldı? Tedavi sürecinde bir gecikme veya farklı bir yaklaşım mümkün müydü?" Yanıtlarını dinleyin ve mümkünse not alın.
  2. Tüm Tıbbi Kayıtları İsteyin: Annenizin hastanede kaldığı süre boyunca yapılan her türlü işlem, tahlil, ilaç, ameliyat raporu, doktor notları gibi tüm belgelerin birer kopyasını ilgili hastane yönetiminden yazılı olarak talep edin. Bu belgeler, durumunuzu değerlendirecek hukukçular ve uzmanlar için hayati öneme sahiptir.
  3. Bağımsız Bir İkinci Uzman Görüşü Alın: Mümkünse, aynı branşta, tarafsız bir başka doktora annenizdeki tüm belgelerle birlikte danışın. Bu doktorun, annenizdeki durumun tıbbi standartlara uygun bir komplikasyon mu yoksa bir hata sonucu mu geliştiği yönündeki görüşü çok değerli olacaktır. Bu görüş, hukuki sürecinizin temelini oluşturabilir.
  4. Tıbbi Hukuk Konusunda Uzman Bir Avukatla Görüşün: Elde ettiğiniz belgeler ve uzman görüşleriyle birlikte, tıbbi malpraktis davalarında deneyimli bir avukata başvurun. Bir avukat, elinizdeki delilleri hukuki açıdan değerlendirecek, olası bir davanın seyrini ve ispat yükünüzü size açıklayacaktır.
  5. İlgili Kurumlara Başvuru Yapın:
    • Tabip Odası: Doktorunuzun bağlı olduğu Tabip Odası'na şikayette bulunabilirsiniz. Tabip Odaları, hekimlerin mesleki davranışlarını inceleyerek etik dışı veya hatalı uygulamaları değerlendirebilir.
    • Sağlık Bakanlığı: Sağlık Bakanlığı'na veya il sağlık müdürlüklerine şikayette bulunabilirsiniz. Bakanlık, idari soruşturma başlatabilir.
    • CİMER/BİMER: Bu platformlar üzerinden de şikayetlerinizi dile getirebilirsiniz.

Sonuç: Bilinçli Olun, Haklarınızı Arayın

Değerli okuyucum, yaşadığınız durumun ne kadar zorlayıcı olduğunun farkındayım. Ancak unutmayın ki, adaletin yerini bulması için ilk adım, bilgi sahibi olmak ve haklarınızı aramaktan çekinmemektir. Onam formundaki bir komplikasyonun, doktorun ihmal veya hatası sonucu oluşan malpraktisten ayrımı, çoğu zaman detaylı bir inceleme ve uzman görüşü gerektirir.

Bilinçli adımlar atarak, gerekli belgeleri toplayarak ve doğru profesyonellerden destek alarak anneniz için en iyi sonucu elde etme şansına sahipsiniz. Sürecin her adımında yanınızdayız ve umarım bu bilgiler, size yol gösterir. Kimsenin bu süreçlerde yalnız kalmaması gerektiğini biliyorum. Sağlıklı ve adil günler dilerim.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Merhaba kıymetli okuyucularım,

Bugün hepimizi derinden etkileyebilecek, belki de hayatımızın en kırılgan anlarından birinde karşımıza çıkabilecek çok önemli bir konuya değineceğiz: tıbbi müdahaleler sonrası yaşanan olumsuzluklarda komplikasyon ile malpraktis ayrımı. Sizin de annenizle yaşadığınız durum gibi pek çok hasta ve hasta yakını bu ince çizgiyi anlamakta zorlanır, haklı olarak "Acaba bir hata mı yapıldı?" diye düşünür. Türkiye'nin önde gelen bir uzmanı olarak, bu hassas konuyu tüm boyutlarıyla ele alıp size ışık tutmaya çalışacağım.

Onam Formundaki Komplikasyon ile Malpraktis Ayrımı Nasıl Yapılır?

Öncelikle, sizin yaşadığınız durumu ve pek çok kişinin zihnindeki soruları çok iyi anladığımı belirtmek isterim. Annenizin rutin bir safra kesesi ameliyatı sonrası, onam formunda "nadiren görülebilir" denilen bir komplikasyonun ortaya çıkması ve doktorun bunu "beklenen bir risk" olarak nitelendirmesi, ancak sizin sürecin iyi yönetilemediği hissine kapılmanız... İşte bu tam da bahsettiğimiz ince çizginin kesişim noktası. Gelin, bu karmaşık ayrımı adım adım açalım.

Onam Formu: Bir Güvence mi, Bir Kalkan mı?

Öncelikle, onam formunun ne olduğunu ve amacını doğru anlamamız gerekiyor. Aydınlatılmış Onam Formu, doktorun size yapılacak tıbbi işlem hakkında tüm önemli bilgileri (işlemin amacı, nasıl yapılacağı, olası faydaları, riskleri, alternatifleri ve riskleri) aktardığını ve sizin de bu bilgileri anlayarak, özgür iradenizle işlemi kabul ettiğinizi gösteren yasal bir belgedir. Bu form, hastanın otonomisini korurken, doktoru da gelecekte doğabilecek bazı hukuki sorumluluklardan korur.

Buradaki kritik nokta, onam formunun doktoru her türlü olumsuz sonuçtan otomatik olarak kurtarmadığıdır. Form, sadece tıbbın doğasında olan, öngörülebilen ve açıklanan risklerin gerçekleşmesi durumunda bir güvence sağlar. "Nadir görülebilir" denen bir komplikasyonun gerçekleşmesi, formun içeriği itibarıyla beklenen bir durumdur ve tek başına bir hata olduğu anlamına gelmez. Ancak, hikayenizin devamı bizi asıl ayrım noktasına getiriyor.

Komplikasyon Nedir? Tıbbın Kaçınılmaz Gerçeği

Komplikasyon, tıbbi bir müdahale sırasında veya sonrasında, tüm özen ve dikkat gösterilmesine rağmen ortaya çıkabilecek, tıbbın doğasında var olan, öngörülebilir ama engellenemeyen istenmeyen bir sonuçtur. Tıbbi bilimin ve uygulamasının belirli sınırları vardır. Her ameliyat, her tedavi, kendi içinde belirli riskleri barındırır. Safra kesesi ameliyatında karaciğerin veya safra yollarının yaralanması, kanama, enfeksiyon gibi durumlar, cerrahi tekniğe tamamen uygun yapılmış bir işlemde bile ortaya çıkabilir. Bunlar, doktorun bilgi, beceri veya özen eksikliğinden kaynaklanmayan durumlardır.

Örnek verecek olursam: Tecrübeli bir cerrahın mükemmel bir teknikle yaptığı safra kesesi ameliyatında, hastanın anatomik yapısının beklenmedik farklılığı nedeniyle safra kanalında minik bir yaralanma meydana gelebilir. Bu, nadir de olsa, literatürde yeri olan ve ameliyatın doğasında kabul edilen bir risktir. Eğer doktor bu duruma anında müdahale etmiş ve en uygun şekilde yönetmişse, bu bir komplikasyondur.

Malpraktis (Hekim Hatası) Nedir? Özen Yükümlülüğünün İhlali

Malpraktis ise, bir hekimin tanı, tedavi veya operasyon sırasında, genel kabul görmüş tıp standartlarına aykırı davranarak, gerekli özeni göstermeyerek veya bilgi ve beceri eksikliği nedeniyle bir zarara yol açmasıdır. Yani, hekimin yapması gerekeni yapmaması (ihmal) ya da yapmaması gerekeni yapması (kötü uygulama) durumudur. Burada önemli olan, "ortalama bir hekimden beklenen" özen ve beceri düzeyidir.

Sizin durumunuzdaki o kritik cümle: "sürecin iyi yönetilemediği ve bir hata olduğu hissi..." İşte malpraktis ile komplikasyon arasındaki ayrımın can damarı genellikle burada yatar.

Bir komplikasyonun ortaya çıkması tek başına malpraktis değildir, ancak ortaya çıkan komplikasyonun tanınmasında gecikme, yanlış veya eksik tedavi edilmesi, uygunsuz yönetilmesi malpraktis teşkil edebilir.

Örnek: Yukarıdaki safra kanalındaki yaralanma örneğine devam edelim. Eğer cerrah bu yaralanmayı fark etmez, gerekli tetkikleri yapmaz, hastanın kötüleşen durumuna rağmen uygun tedaviyi uygulamaz veya güncel tıp pratiğinin gerektirdiği sevk ya da konsültasyonları yapmaktan kaçınırsa, işte o zaman bu durum malpraktis kapsamına girer. Zira burada, doktorun özen yükümlülüğünü ve mesleki standartları ihlal ettiğini söyleyebiliriz.

Ayrımı Nasıl Yaparız? İnce Çizginin Peşinde

Bu ince ayrımı yapmak için birkaç temel soru ve değerlendirme mekanizması devreye girer:

  1. Tıbbi Standartlara Uyuldu mu? İşlem, güncel ve genel kabul görmüş tıp protokollerine, kılavuzlarına ve standartlarına uygun olarak yapıldı mı?
  2. Özen Gösterildi mi? Doktor, mesleki bilgi ve becerisi dahilinde, beklenen en yüksek özeni gösterdi mi? Özellikle komplikasyon ortaya çıktıktan sonraki süreçte, durumun fark edilmesi, tanısının konulması ve tedavisi için tüm olanaklar kullanıldı mı?
  3. İletişim Yeterli miydi? Doktor, hastayı ve yakınlarını süreç hakkında yeterince bilgilendirdi mi? Özellikle komplikasyon geliştiğinde, durumu şeffaf bir şekilde açıkladı ve sonraki adımları paylaştı mı?
  4. Dokümantasyon Eksiksiz miydi? Hastanın tüm tıbbi kayıtları (ameliyat notları, tetkik sonuçları, gözlem notları, tedavi planları) eksiksiz ve düzenli miydi?

Bu soruların cevabını tek başına vermek zordur. Genellikle bu tür durumlar, adli tıp uzmanları ve alanında yetkin bilirkişiler tarafından incelenir. Bağımsız tıp uzmanlarından oluşan bir heyet, dosyadaki tüm verileri (ameliyat raporları, patoloji sonuçları, görüntüleme teknikleri, kan testleri, hasta gözlem notları vb.) değerlendirerek, doktorun uyguladığı yöntemin tıbbi standartlara uygun olup olmadığını, komplikasyonun beklenebilir bir risk mi yoksa hekim hatasından mı kaynaklandığını, eğer komplikasyon gelişmişse, bunun yönetiminin yeterli olup olmadığını belirler.

İspat Yükü Kimdedir? Hukuki Perspektif

Hukuken, bir tıbbi malpraktis iddiasında ispat yükü genellikle davacıya, yani hastaya veya hasta yakınına aittir. Sizin, doktorun kusurlu davrandığını, bu kusurun zarara neden olduğunu ve aralarında bir illiyet bağı (neden-sonuç ilişkisi) olduğunu somut delillerle ortaya koymanız beklenir.

Ancak, bu her zaman kolay değildir. Tıp bilgisi gerektiren bu tür davalarda, sizin bu ispat yükünü yerine getirmenize yardımcı olacak en önemli unsur, bilirkişi raporlarıdır. Mahkemeler, bağımsız ve tarafsız bilirkişilerden (adli tıp kurumu veya üniversitelerden seçilen uzman heyetleri) rapor alarak, tıbbi süreci aydınlatır ve bir hata olup olmadığına karar verir. Dolayısıyla, sizin ilk adımınız tüm tıbbi kayıtları eksiksiz bir şekilde toplamak ve bir hukukçu ile görüşmek olmalıdır.

Sizin Durumunuz İçin Pratik Öneriler

Annenizin durumu için size verebileceğim en somut ve pratik öneriler şunlar olacaktır:

  1. Tüm Tıbbi Kayıtları Toplayın: Ameliyat öncesi ve sonrası tüm tetkikleri, ameliyat raporunu, doktor notlarını, hemşire gözlem formlarını, kullanılan ilaç bilgilerini, epikriz raporunu ve onam formunu eksiksiz bir şekilde hastaneden talep edin. Bu belgeler, sürecin objektif bir değerlendirmesi için olmazsa olmazdır.
  2. Bağımsız Bir Tıbbi Görüş Alın: Topladığınız bu belgelerle, konunun uzmanı başka bir hekimden (tercihen üniversite hastanesinden veya bağımsız bir uzmandan) ikinci bir görüş alın. Bu, sürece dair kendi hislerinizin tıbbi bir temeli olup olmadığını anlamanıza yardımcı olabilir.
  3. Sağlık Hukuku Uzmanı Bir Avukatla Görüşün: Eldeki tüm verilerle birlikte, tıbbi malpraktis davalarında uzmanlaşmış bir avukata başvurun. Avukatınız, yasal süreci başlatma, delilleri toplama ve ispat yükünü yerine getirme konusunda size rehberlik edecektir.
  4. Odak Noktanızı Belirleyin: Doktorun "beklenen bir risk" demesine rağmen sizin "sürecin iyi yönetilemediği" hissiniz, olası bir malpraktis iddiasında kritik önem taşır. Odak noktanız, komplikasyonun ortaya çıkması değil, bu komplikasyonun sonraki yönetiminin tıp standartlarına uygun olup olmadığı olmalıdır.

Unutmayın, tıp her zaman mucizeler yaratamaz ve komplikasyonlar ne yazık ki tıbbın bir gerçeğidir. Ancak her komplikasyon, doktorun kusurlu olduğu anlamına gelmediği gibi, her olumsuz sonuç da "beklenen risk" diye geçiştirilemez. Önemli olan, hekimin mesleki bilgi ve becerisini kullanarak, güncel tıp standartları çerçevesinde azami özeni gösterip göstermediğidir.

Bu süreçte zorlu duygusal anlar yaşayacağınızın farkındayım. Ancak doğru bilgi, doğru danışmanlık ve kararlılıkla, gerçekleri ortaya çıkarabilir ve adaleti arayışınızda önemli adımlar atabilirsiniz.

Sağlıkla ve bilinçle kalın.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

9,364 soru

17,402 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 11
0 Üye 11 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 3950
Dünkü Ziyaretler: 3731
Toplam Ziyaretler: 4865930

Son Kazanılan Rozetler

meryem_yılmaz Bir rozet kazandı
hataylı Bir rozet kazandı
emre_kara Bir rozet kazandı
volkan_güneş Bir rozet kazandı
yusuf_kurt Bir rozet kazandı
...