Genetik zeka, bireyin bilişsel yeteneklerinin genetik mirasından gelen yatkınlıklar bütünüdür. Yani, mantık yürütme, problem çözme, öğrenme hızı, hafıza, uzamsal akıl yürütme gibi alanlardaki potansiyelinin ne kadarının doğuştan gelen genetik faktörler tarafından etkilendiğini ifade eder. Bu, sonradan edindiğin bilgi birikimi veya becerilerin değil, o bilgiyi edinme ve işleme kapasitenin temelini oluşturan potansiyeldir.
Zekayı tek bir "zeka geni" ile açıklamak mümkün değildir. Bu, poligenik bir özelliktir, yani yüzlerce, hatta binlerce farklı genin karmaşık bir etkileşimi sonucunda şekillenir. Her bir genin etkisi genellikle küçüktür, ancak toplamda bilişsel yetenekler üzerinde anlamlı bir potansiyel oluşturur. Bu genler, beyin gelişimi, sinir hücrelerinin bağlantıları (sinaptik yoğunluk), nörotransmiter düzenlemesi ve bilişsel süreçlerin temelini oluşturan diğer biyolojik mekanizmaları etkiler.
Burada kalıtılabilirlik (heritability) kavramı devreye girer. Kalıtılabilirlik, bir popülasyondaki fenotipik varyasyonun ne kadarının genetik farklılıklardan kaynaklandığını gösteren istatistiksel bir ölçüdür. Zeka için yapılan araştırmalar, yetişkinlikte zeka puanlarının %50 ila %80'inin genetik faktörlere atfedilebileceğini ortaya koyar. Çocuklukta bu oran daha düşüktür (yaklaşık %20-40), çünkü çevresel etkiler daha baskındır. İlginç bir şekilde, yaş ilerledikçe genetik faktörlerin zeka üzerindeki etkisi artar. Bunun nedeni, yetişkinlerin genetik yatkınlıklarına daha uygun çevreleri seçme veya yaratma eğiliminde olmalarıdır (aktif gen-çevre korelasyonu).