İnkontinans tedavisinde öncelikle doğru teşhis hayati önem taşır; çünkü inkontinansın tipi (stres, sıkışma, taşma, karışık veya fonksiyonel) uygulanacak tedaviyi kökten değiştirir. İşte adım adım tedavi yaklaşımları:
Bunlar genellikle ilk denenen ve birçok hastada başarılı olan, en az invaziv yöntemlerdir.
Stres inkontinans ve hafif sıkışma inkontinansında altın standarttır. Buradaki püf nokta, doğru kas grubunu bulmak ve egzersizleri düzenli yapmaktır. Birçok kişi yanlış kasları kullanır. Tecrübelerime göre, doğru kasları bulmakta zorlanan hastalar için biofeedback cihazları veya fizyoterapist eşliğinde yapılan seanslar, başarı oranını inanılmaz artırıyor.
Özellikle sıkışma inkontinansında kullanılır. Amaç, mesanenin tutma kapasitesini artırmak ve tuvalet aralıklarını uzatmaktır. Belirli bir programa sadık kalarak, idrar yapma dürtüsü geldiğinde biraz beklemeyi (ertelemeyi) öğrenmek esastır.
Konservatif yöntemlerle yeterli sonuç alınamayan durumlarda devreye girer.
Sıkışma İnkontinansı (Aşırı Aktif Mesane) İçin: Antikolinerjikler (örneğin oksibutinin, tolterodin) veya beta-3 agonistleri (mirabegron) gibi ilaçlar mesaneyi gevşeterek sık idrara çıkma ve ani sıkışma hissini azaltır. Ancak özellikle yaşlı hastalarda yan etkiler (ağız kuruluğu, kabızlık, bilişsel etkiler) dikkatle değerlendirilmelidir.
Stres İnkontinansı İçin: Spesifik bir ilaç tedavisi yaygın değildir, ancak bazı durumlarda üretral sfinkterin gücünü artırmaya yönelik ilaçlar veya menopoz sonrası atrofiye bağlı hafif stres inkontinansında topikal östrojenler kullanılabilir.
Genellikle konservatif ve ilaç tedavilerinden fayda görmeyen, özellikle orta ve şiddetli stres inkontinansı olan hastalarda düşünülür.
Tedavi seçimi, inkontinansın tipine, şiddetine, eşlik eden hastalıklara ve hastanın yaşam tarzına göre multidisipliner bir yaklaşımla belirlenir. Unutma, doğru teşhis ve kişiye özel bir tedavi planı ile inkontinans büyük oranda yönetilebilir veya tamamen tedavi edilebilir bir durumdur.