Osmanlı İmparatorluğu'nda yükselme döneminin hangi olayla son bulduğu sorusu, tarihçiler arasında da farklı yorumlara sahip, oldukça nüanslı bir konu aslında. Ancak, bu dönemin zirvesini ve ardından gelen değişim sürecinin başlangıcını net bir şekilde işaret eden bir olay arıyorsan, genellikle Kanuni Sultan Süleyman'ın vefatı (1566) tarihi bir mihenk taşı olarak kabul edilir. Bu, kişisel bir zirve noktasıdır; Kanuni dönemi, imparatorluğun hem askeri, hem siyasi, hem de kültürel anlamda en geniş sınırlara ulaştığı ve gücünün doruğa çıktığı zaman dilimidir.
Ancak, tek bir olaydan bahsediyorsak ve bu olayın imparatorluğun genel gidişatını sembolize eden daha diplomatik, kurumsal bir kırılma noktası olmasını istiyorsak, sana 1606 tarihli Zitvatorok Antlaşması'nı işaret ederim. Neden mi?
Kanuni'nin ölümünden sonra, Sokullu Mehmed Paşa gibi güçlü vezirler sayesinde bir süre daha ivme devam etse de, Zitvatorok Antlaşması, Osmanlı'nın Avrupa ile ilişkilerinde köklü bir zihniyet ve güç dengesi değişikliğini resmen tescil etmiştir. Bu antlaşmayla Osmanlı, Viyana'daki Arşidük'ü (daha sonra Kutsal Roma İmparatoru) kendi padişahına denk saydığını kabul etmiştir.
Benim yılların tecrübesiyle gördüğüm püf nokta şudur: Yükselme dönemi, sadece toprak fethetmekle değil, aynı zamanda sürekli bir üstünlük ve ilerleme algısıyla da tanımlanır. Kanuni'nin ölümü bu kişisel zirvenin sonudur; ancak Zitvatorok Antlaşması, bu "ben üstünüm" algısının diplomatik olarak kırıldığı, eşitliğin kabul edildiği ve artık duraklamanın resmen başladığı bir kurumsal kırılma anıdır. Bu yüzden, tek bir olay arıyorsan, ben sana Kanuni'nin ölümüyle başlayan sürecin Zitvatorok Antlaşması ile diplomatik ve siyasi olarak resmileştiğini ve yükselme döneminin sonunun bu antlaşmayla perçinlendiğini söylerim. Zira yükselme, sürekli yükselme ve üstünlük demektir; eşitliği kabul ettiğin an, o sürekli yükseliş momentumunun sona erdiğini de kabullenmiş olursun.