Öşür vergisi, kelime kökeni Arapça "aşr" (on-durma, on bölüm) kelimesinden gelen, hasadın on birinde birinin (yani %10'unun) devlet hazinesine ya da dini otoriteye verilmesini ifade eden tarihi bir vergi türüdür. Bu sistem, özellikle İslam devletlerinde ve Osmanlı İmparatorluğu'nda tarımsal üretimin temel gelir kaynağı olarak uzun yüzyıllar boyunca uygulanmıştır.
Bu vergi, modern anlamdaki sabit tutarlı vergilerden farklıdır; doğrudan üretimin kendisine uygulanır. Yani çiftçi ne kadar çok hasat ederse, ödeyeceği öşür de o kadar artar. Genellikle buğday, arpa, arpa, yulaf gibi tahıl ürünleri öşre tabi tutulurdu. Osmanlı'da bu uygulama "vergi"den çok "haraç" sisteminin bir parçası olarak görülürdü.
Öşür vergisi, sadece bir mali kaynak değil, aynı zamanda toplumsal sözleşmenin bir parçasıydı. Devlet, toprağın güvenliğini ve sulama altyapısını sağlarken, üretici de emeğinin karşılığı olarak bir pay verirdi. Bu sistem, merkezi yönetimlerin kırsal nüfusu kontrol altında tutmasını ve orduyla bürokrasiyi beslemesini sağladı.
Tarihsel verileri incelerken şunu göz ardı etme: Öşür, modern ekonomik teorilerdeki "maliyet" kavramıyla aynı değildir. Çiftçi için bu, bir gider kalemi değil, toprak mülkiyetinin devlet denetiminde olmasının bedeliydi. Bugün bazı ülkelerde tarımsal destekler veya KDV indirimleri konuşulurken, öşür sisteminin "üretimle orantılı vergilendirme" ilkesi, modern tarım politikaları için hâlâ ilham verici bir model olarak değerlendirilebilir.
Özetle öşür; tarımsal gelirin sabit bir oranla, ürün cinsinden devlete aktarılmasıdır. Bu sistem, Osmanlı'nın ekonomik omurgasını oluşturmuş, ancak modernleşme sürecinde paraya dayalı vergi sistemleriyle yer değiştirerek tarihe karışmıştır.