Suriye sınırımızdaki mayınların temizlenmesi, ne yazık ki tek bir "tamamlandı" tarihiyle özetleyebileceğimiz bir süreç değil; devam eden, oldukça karmaşık ve çok katmanlı bir operasyon. Bu işin tarihi derinliği ve güncel durumu var.
Öncelikle, bu mayınların ne zaman döşendiğine bakmak lazım. Türkiye-Suriye sınırına mayınlar, ağırlıklı olarak 1950'li ve 1960'lı yıllarda, kaçakçılık, yasa dışı geçişler ve olası askeri sızmaları engellemek amacıyla döşendi. O dönemki güvenlik paradigması buydu ve maalesef yüz binlerce mayın, geniş bir alanı kapsayacak şekilde yerleştirildi. Bunların büyük çoğunluğu da anti-personel mayınlardı.
Temizleme süreci ise çok daha sonraları, özellikle Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik süreci ve uluslararası mayın karşıtı anlaşmalara yönelik artan baskıyla birlikte hız kazandı. Türkiye, Ottawa Anlaşması'na doğrudan taraf olmasa da, bu anlaşmanın ruhuna ve AB mevzuatına uyum çerçevesinde mayın temizleme taahhüdü verdi.
Bu taahhüdün somut adımlarından biri, 2009 yılında çıkan "Kara Mayınlarının Temizlenmesi ve Sınır Bölgelerinde Güvenliğin Artırılması Projesi"ne ilişkin yasal düzenlemelerdi. Bu düzenlemelerle, sınır bölgelerindeki mayınların temizlenmesi için yasal zemin oluşturuldu ve Uluslararası Mayın Temizleme Standartları'na (IMAS) uygun hareket edilmesi amaçlandı.
Bu projenin yürütülmesi, tahmin edebileceğinden çok daha güç oldu. Karşılaşılan temel zorluklar şunlar:
İlk büyük ihalelerle, özel şirketler ve askerimiz işbirliğiyle önemli adımlar atıldı. Özellikle tarım arazilerinin yoğun olduğu bazı bölgelerde ciddi ilerlemeler kaydedildi ve binlerce dönüm arazi mayınlardan arındırılarak kullanıma açıldı. Bu, sınır bölgelerindeki çiftçiler için hayati bir ekonomik katkı sağladı.
Ancak, tüm bu çabalara rağmen, Suriye sınırımızın tamamının mayınlardan temizlendiğini söylemek doğru değil. Halen mayınlı bölgeler mevcut ve temizleme faaliyetleri farklı projelerle, belirli bölgelerde, güvenlik koşullarına ve finansman imkanlarına bağlı olarak devam ediyor. Örneğin, Karkamış-Cerablus arasındaki gibi belli geçiş noktalarında yoğun temizlik yapıldı, ancak sınırın geneli için bitmiş bir süreçten bahsetmek mümkün değil.
Özetle, mayın temizleme 1950-60'larda döşenen mayınların temizlenmesi, 2009'da hukuki çerçeveye oturmuş, uluslararası baskı ve ulusal güvenlik ihtiyaçları ile hızlanmış ama özellikle Suriye İç Savaşı ve projenin devasa boyutu nedeniyle halen devam eden bir süreçtir.