Hayır, kesinlikle değildir. Aklına gelen her şeyi anında ve filtresiz söylemek, çoğu zaman "dürüstlük" zannedilse de aslında duygusal olgunluktan yoksunluk ve sosyal beceri eksikliği göstergesidir. Toplumda sıkça duyulan "Dürüst olmak en iyisidir" cümlesi, genellikle yanlış anlaşılmaktadır. Dürüstlük, gerçekleri saklamamakla ilgiliyken; nasip etme (timing), tonlama ve karşı tarafın psikolojik kapasitesi ile şekillenir.
Aklından geçenleri anında ağzından çıkarmak, seni kısa vadede rahatlatsa da uzun vadede ilişkilerinde ciddi hasarlar bırakır. Çünkü insan beyni, düşünceleri oluşturma hızı ile konuşma hızı arasında büyük bir fark vardır. Düşünce hamdır, keskin ve bazen acımasızdır. Bu ham haliyle paylaşıldığında:
Gerçek iletişim ustaları, aklına gelen her şeyi söylemez; seçer. Bir düşünceyi paylaşmadan önce şu üç filtreden geçirmelisin:
Eğer bu üç soruya da "evet" diyorsan, o zaman nasip etme (doğru zamanı ve tonu bulma) devreye girer. Örneğin, iş yerinde bir arkadaşının sunumundaki hatayı fark ettiğinde, "Bu saçma bir sunum" demek yerine, "Bu slide'daki veri kaynağı biraz zayıf görünüyor, birlikte güçlendirebiliriz" demektir. İkincisi de aynı gerçeği aktarır ama ilişkiyi korur ve yapıcı bir zemin oluşturur.
Aklına gelen bir cümleyi söylemeden önce, üç saniye bekle. Bu kısa süre, limbik sistemin (duygusal tepki) yerine prefrontal korteksinin (mantık ve sosyal filtre) devreye girmesini sağlar. Bu üç saniyede cümleyi yeniden kurgula, tonunu yumuşat veya tamamen vazgeç.
Unutma, sessizlik bazen en güçlü iletişim aracıdır. Her düşünceni sesli yapma ihtiyacı hissetmen, sıklıkla içsel bir boşluk veya onay arayışının belirtisidir. İnsanlar, ne düşündüğünden çok, neden ve nasıl söylediğine göre seni değerlendirir. Aklındaki her şeyi söyleyerek boşaltmak yerine, sözlerini tartmak, senin hem sosyal hem de profesyonel itibarını koruyan en sağlam kalkan olacaktır.