Everest’in sırtında ilk ayak izini bırakan isim Edmund Hillary ve Tenzing Norgay’dır. Bu iki kişi, 29 Mayıs 1953’te Nepal’ın kuzey yamacından (Tibet tarafı) başlayan klasik rota üzerinden zirveye ulaşmıştır. Ancak madalyonun diğer yüzünü de bilmek gerekir: Tek bir "ilk" kavramı bu kadar karmaşık bir dağ için yanıltıcı olabilir.
Hillary (Yeni Zelandalı bir arıcı ve dağcı) ile Tenzing (Tibet kökenli bir Nepal Şerpa’sı) ortak bir başarıya imza atmışlardır. Ancak tarihsel kayıtlarda bu başarıdan bir yıl önce, 1952’de, İsviçreli dağcı Lucien Devouassoud’un zirveye çok yakın bir noktaya (yaklaşık 30 metre altta) ulaştığı bilinmektedir. Yani teknik olarak "ilk denemeci" olarak kabul edilebilir ama zirveye basan ilkler Hillary ve Tenzing’dir.
Bir de geçmişten gelen gizemli iddialar var. 1924 yılında George Mallory ve Andrew Irvine’in kayboluşu hâlâ tartışma konusu. Mallory’nin zirveye ulaşıp ulaşmadığı 1999’da cesedinin bulunmasıyla netleşmiş olsa da, o dönemki fotoğraflar ve ekipman durumu nedeniyle "ilk" olduğuna dair kesin bir kanıt yoktur. Bu yüzden resmî tarih, 1953’teki Hillary-Norgay ekibini referans alır.
Bu tırmanış, modern alpinizmin dönüm noktasıydı. O dönemde oksijen tüpleri, özel çizmeler ve kamp kurulumu için tonlarca lojistik destek gerekiyordu. Tenzing, rotanın kritik noktalarında Hillary’e rehberlik etti ve o zorlu "Kuzey Yamacı'ndaki buzul labirenti"ni aşmalarını sağladı.
Somut bir örnek olarak şunu düşünebilirsin: Bugün Everest’e tırmanmak isteyen bir dağcı, hâlâ o yıl kullanılan temel tekniklere (karabina kullanımı, ip bağlama, yüksek irtifa kampı düzeni) dayanır. Yani senin bugün gördüğün "Everest turizmi"nin temeli, o iki adamın 70 yıl önce attığı adımlara dayanır.
Kısacası, Everest’e ilk tırmanan kişi tek başına bir birey değil, Edmund Hillary ve Tenzing Norgay’dan oluşan ikilidir. Bu başarı, sadece bir dağın fethi değil, insanlığın sınırlarını zorlama iradesinin somutlaşmış halidir.