Çad devleti, 11 Ağustos 1960 tarihinde Fransa'dan bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu tarih, Çad'ın uluslararası arenada egemen bir devlet olarak yerini aldığı resmi başlangıç noktasıdır.
Çad, bağımsızlığını kazanmadan önce, 1910'dan itibaren Fransız Ekvatoral Afrikası (Afrique Équatoriale Française - AEF) adı verilen geniş Fransız sömürge birliğinin bir parçasıydı. Bu birlik, Gabon, Kongo Cumhuriyeti ve Orta Afrika Cumhuriyeti'ni de içeriyordu. Fransız sömürge yönetimi, özellikle ülkenin kuzey bölgelerinde güçlü bir direnişle karşılaşsa da, 20. yüzyılın başlarında Çad toprakları üzerinde tam kontrol sağlamıştı.
Bağımsızlığa giden yol, 1950'lerin sonlarında hız kazandı. Fransa'nın 1956'da çıkardığı Loi-cadre Defferre (Çerçeve Yasa) ile Afrika'daki sömürgelerine iç özerklik tanınması, bu sürecin ilk önemli adımıydı. Ardından 1958'deki anayasal referandumla Fransız Topluluğu (Communauté Française) kuruldu. Çad, bu referandumda evet oyu vererek Fransız Topluluğu içinde özerk bir cumhuriyet olmayı seçti. Ancak bu özerklik, tam bağımsızlık taleplerini dindirmedi.
1960 yılı, Sahraaltı Afrika'daki birçok Fransız sömürgesinin bağımsızlık kazandığı, tarihçiler tarafından "Afrika Yılı" olarak adlandırılan dönemin zirve noktasıydı. Çad da bu bağımsızlık dalgasının bir parçası olarak 11 Ağustos'ta egemenliğini ilan etti. Ülkenin ilk başkanı, bağımsızlık hareketinin önde gelen isimlerinden François Tombalbaye oldu.
Burada uzmanlık gerektiren önemli bir püf nokta var: Resmi bağımsızlık tarihi bir dönüm noktası olsa da, Çad için bu, genellikle iç istikrarın ve gerçek ulusal birliğin başlangıcı olmaktan ziyade, yeni zorlukların ve çatışmaların tohumlarının ekildiği bir dönem oldu. Fransızların çizdiği sınırlar içinde, ülkenin kuzeyindeki Müslüman çoğunluk ile güneydeki Hristiyan ve animist çoğunluk arasındaki sosyo-kültürel ve siyasi farklılıklar derindi. Tombalbaye'nin güney ağırlıklı politikaları, bağımsızlığın hemen ardından patlak veren ve on yıllarca süren iç savaşların ana nedenlerinden biri haline geldi.
Kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Çad'ın bağımsızlığını incelerken, sadece o tarihi bir gün olarak görmek yanıltıcı olur. Bağımsızlık, bir milletin dış kontrolünden kurtulma anıdır; ancak gerçek anlamda ulusal egemenlik ve istikrarın inşası çok daha uzun ve çetin bir süreçtir. Çad'ın tarihi, bu sürecin ne denli karmaşık ve zorlayıcı olabileceğinin çarpıcı bir örneğidir. Bağımsızlık, bu uzun yolculuğun sadece ilk durağıydı.