Hayır, vantilatör önünde durmak doğrudan bir hastalık etkeni değildir; ancak doğru kullanılmadığında vücudun termoregülasyonunu bozarak çeşitli rahatsızlıklara zemin hazırlayabilir. İnsan beyni, deri üzerindeki suyun buharlaşmasını hızlandırarak hissedilen sıcaklığı düşürür. Vantilatör, buharlaşmayı artırarak bu etkiyi sağlar. Ancak havadaki nem oranı çok yüksekse veya ortam havası zaten soğuksa, vantilatörün yarattığı rüzgar deri yüzeyinden ısıyı hızla kaçırır. Bu durum, özellikle uyku sırasında kasların gevşemesiyle birleştiğinde kas spazmlarına, boyun tutulmalarına ve hatta yüz felci riskine (periferik sinir soğuması) yol açabilir.
Asıl mesele vantilatörün kendisi değil, fizyolojik tepkidir. Sabaha karşı güneş batınca ve sıcaklık düştüğünde, gece boyunca açık bırakılan vantilatör, artık serinleyen havayı daha da soğuk hissettirir. Bu ani ısı değişimi, vücut direncinin zayıfladığı anlarda (özellikle alkol alındıktan sonra veya yorgunken) bağışıklık sistemini zorlayabilir. Soğuk hava akımı, burun ve boğaz mukozasını kurutarak üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı savunmayı zayıflatabilir.
Vantilatörü güvenle kullanmak için şu detaylara dikkat etmen gerekir:
Gece uykuya dalarken genellikle ilk 30 dakika içinde en derin uykuya geçer ve vücut ısınma ihtiyacı azalır. Benim uyguladığım en pratik yöntem, zamanlayıcıyı 1,5 saate ayarlamak ve vantilatörü odanın köşesine, tavana hafifçe bakan bir açıyla yerleştirmek. Bu sayede hava sirkülasyonu sağlanır, terleme kontrol altına alınır ancak sabaha karşı gelen serinlikte vücut donma eşiğine düşmez. Unutma, amaç havayı soğutmak değil, durgun havayı hareketlendirmektir.