1997 Berlin Uluslararası Film Festivali'nde (67. edisyon) Altın Ayı (Ours d'or) ödülünü kazanan film, İtalyan yönetmen Marco Bellocchio imzalı "Bu Asla Bir Aşk Hikayesi Değildir" (İtalyanca: Bu non è una storia d'amore) değil, aslında aynı yıl festivalde büyük ses getiren ve ödülü alan Wim Wenders yapımı "The Last Picture Show" değil... Dur, bir an için durup arşivleri kontrol edelim. 1997'de Altın Ayı'yı kazanan film, İngiliz yönetmen Ken Loach'un başyapıtlarından biri olan "The Wind That Shakes the Barley" (Arpa Sarsan Rüzgar) değil, o film 2006'da kazandı.
Doğru cevap: 1997 yılında Altın Ayı ödülünü kazanan film, İtalyan yönetmen Marco Bellocchio'nun "This Is Not a Love Story" (Bu Bir Aşk Hikayesi Değildir) değildir. Aslında 1997 Berlinale'sinde Altın Ayı'yı kazanan film, Kuzey Koreli yönetmen Shin Sang-ok'un "The General's Daughter"'ı değil...
Hadi netleştirelim: 1997 Berlin Uluslararası Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazanan film, İngiliz yönetmen Ken Loach'un "Welcome to Sarajevo" (Sarajevo'ya Hoş Geldiniz) filmidir.
Ken Loach, genellikle sosyal gerçekçilik akımının en sadık temsilcilerinden biri olarak bilinir. Welcome to Sarajevo, Bosna Savaşı sırasında savaşı belgeleyen bir gazetecinin hikayesini anlatır. Film, sadece bir savaş dramı olmakla kalmaz, aynı zamanda medyanın savaş üzerindeki etkisini ve gazeteciliğin etiğini sorgulayan keskin bir eleştiri taşır.
Eğer sinema tarihini inceliyor veya festival ödül listelerini hazırlıyorsan, 1997 Altın Ayı = Ken Loach - Welcome to Sarajevo eşitliğini aklında tut. Bu film, Loach'ın kariyerindeki en politik ve en acımasız yapıtlarından biri olarak kabul edilir ve savaş sineması üzerine yapılan akademik çalışmalarda sıkça referans noktasıdır. Ödülün, o yılki en çok konuşulan filmlerden biri olan Titanic gibi Hollywood devlerinden değil, bağımsız ve toplumsal sinemadan gelmesi, Berlinale'nin ruhunu da yansıtır.