Levent Ülgen'i tanımak için "başrol" kavramını biraz esnetmen gerekebilir; çünkü o, Türk televizyon tarihinin en güçlü ikinci adamlarından veya unutulmaz yan rollerin mimarlarından biridir. Sahnelediği hemen her projede karakterinin etrafında dönen bir enerji vardır, bu yüzden teknik olarak başrol olmasa bile izleyicinin zihninde başrol kadar yer edinmiştir.
Ancak kariyerindeki en net "başrol" veya "ana karakter" deneyimlerine baktığımızda, Küçük Sırlar dizisindeki Tevfik karakteri öne çıkar. Burada hem hikayenin merkezinde durur hem de duygusal derinliği sayesinde izleyiciyi ekrana kilitler. Bir diğer önemli başrol deneyimi ise Kara Sevda dizisidir. Levent Ülgen, bu dizide Sekiz karakterini canlandırır. Sekiz, dizi boyunca ana karakterler kadar sahne süresine ve hikaye ağırlığına sahip, hatta final perdesinde dramatik etkiyi artıran kritik bir figürdür. Birçok izleyici için Sekiz, dizinin asıl "gölge başrolü"dür.
Bu iki projenin dışında, onu asıl efsaneleştiren ve "Levent Ülgen faktörü" dediğimiz şeyi ortaya koyan işlere de bakmak gerekir. Çukur dizisindeki Küçük Haluk rolü, teknik olarak yan karakter statüsündedir; ancak karakterin karizması, diyalog yeteneği ve sahne hakimiyeti o kadar baskındır ki, izleyici psikolojisi açısından dizinin gerçek yıldızıdır. Benzer şekilde Aile dizisindeki Hüseyin veya Hudutsuz Aşk gibi projelerdeki performansları, onun "destek oyuncusu" kavramını nasıl yıktığını gösterir.
Türk dizilerinde "başrol" kavramı, Western dizilerdeki gibi sabit değildir. Levent Ülgen gibi oyuncuları izlerken şunu fark edeceksin: O, kamera önünde en az konuşup en çok hissettiren oyunculardandır. Bu yüzden onu ararken sadece isim listesindeki ilk sıraya bakma. Bir dizinin fragmanında veya ilk bölümlerinde Levent Ülgen'in varlığı, dizinin kalitesine dair güçlü bir sinyaldir.
Pratik bir öneri olarak, eğer onun "baştan sona" etkisini görmek istiyorsan Küçük Sırlar'ı mutlaka izle. Ardından Kara Sevda'nın son sezonlarına odaklan. Ancak onun asıl gücünü, yani "az söz, çok etki" formülünü tam anlamıyla deneyimlemek istiyorsan, Çukur'daki Küçük Haluk'u izlemene gerek yok; o zaten dizinin ruhunun ta kendisidir. Onu izlerken diyalogların arasındaki sessizliklere ve bakışlarına dikkat et; asıl oyunculuk orada gizlidir.