KADINLARIN TEK SORUNU NE ?
"Kadınların tek sorunu" diye bir kavram, özünde büyük bir yanılgıdır. Çünkü kadınların karşılaştığı sorunlar, tek bir nedene indirgenebilecek kadar basit ve yüzeysel değildir; tam aksine, birbirine girmiş, katmanlı ve sistemik bir yapının ürünüdür.
Eğer bu çoklu sorunların altında yatan ana kökene inmek gerekirse, işte o zaman tek bir noktadan bahsedebiliriz: toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve bunun yarattığı patriarkal yapılar. Tüm diğer sorunlar bu ana çatının alt başlıklarıdır aslında.
Bu eşitsizlik, hayatın her alanına sızar:
Tüm bu katmanların ortak paydası ise kadınların kendi hayatları üzerinde tam bir otonomiye sahip olamamasıdır. Yani, bir kadın birey olarak kendi kararlarını alma, kendi potansiyelini gerçekleştirme ve kendi yolunu çizme özgürlüğünde kısıtlamalarla karşılaşır. Bu, giydiği kıyafetten, kiminle evleneceğine, ne iş yapacağına, çocuk sahibi olup olmayacağına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsar.
Yıllar içinde gördüğüm, yaşadığım ve gözlemlediğim bir gerçek var: kadınların çoğu zaman "seçenekleri" dahi elinden alınır. Örneğin, genç bir kızın eğitimine devam etmek yerine erken yaşta evlendirilmesi, bir kadının evlenmediği ya da çocuk sahibi olmadığı için toplumsal baskıya maruz kalması ya da işyerinde terfi şansının sırf cinsiyeti yüzünden engellenmesi... Bunların hepsi otonomi eksikliğinin somut örnekleridir.
Bu yüzden, "tek sorun" diye bir şeyden bahsetmek yerine, altında yatan kök neden olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve bunun kadınların hayatındaki otonomi eksikliğini besleyen tüm sistemik yapıları hedef almak zorundayız. Gerçek çözüm, bu yapıları dönüştürmekten ve kadınların tam anlamıyla özgür bireyler olarak var olabilmelerini sağlamaktan geçer.