Gün Sazak, Türk siyasetinin ve yerel yönetimin en tartışmalı ama aynı zamanda en etkili figürlerinden biridir. 1920 yılında Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde doğan Sazak, 1980 askeri darbesi öncesinde Balıkesir Belediye Başkanı olarak görev yapmış, bu darbe sürecinde siyasi baskılar nedeniyle 1980-1982 arasında hapis yatmıştır. Ancak onu asıl gündeme taşıyan ve halk arasında derin iz bırakan süreç, 1984 yılında tekrar Belediye Başkanı seçilmesi ve özellikle 1990’lı yıllarda Balıkesir Büyükşehir Belediyesi başkanlığı dönemindeki radikal uygulamalarıdır.
Sazak’ı diğer belediye başkanlarından ayıran en belirgin özellik, bürokrasiyi tamamen devre dışı bırakma politikasıdır. Kendi deyişiyle “tek adam yönetimi”ni benimseyen Sazak, belediye meclis üyelerini, müdürleri ve hatta muhtarları işten çıkarmış, kararları kişisel inisiyatifiyle ve doğrudan halk oylaması (referandum) mekanizmasıyla hayata geçirmiştir. Bu yaklaşım, klasik demokrasi ilkeleri açısından ciddi eleştirilere maruz kalmış olsa da, Balıkesir halkı tarafından genellikle hız, şeffaflık ve rüşvetsizlik olarak algılanmıştır.
Onun yönetiminin en somut püf noktası, kentsel dönüşümün erken uygulamalarıdır. Balıkesir’in çarpık yapılaşma sorunlarını çözmek için tarihi dokuyu koruyarak modern altyapı projelerini hayata geçirmiş, şehrin imar planını kökten değiştirmiştir. Bu süreçte, “Çevre Koruma” bilincini yerel yönetimlerin gündemine taşıyan öncü isimlerden biri olmuştur. Örneğin, Balıkesir’in alt ve üst yapısındaki iyileştirmeler, bugün bile şehrin gelişmişliğinin temel taşları arasında sayılmaktadır.
Sazak’ın siyasi kariyeri sadece yerel yönetimlerle sınırlı kalmamış; 2002 genel seçimlerinde Anavatan Partisi’nin genel başkanlığına seçilmiştir. Ulusal siyasette partisini kurtarma çabaları ve muhalefet liderliği rolü, yerel yönetimdeki “pratik çözüm” imajını ulusal ölçekte test etmesine neden olmuştur. Ancak partinin iç çatışmaları ve 2007 seçimlerindeki başarısızlık, onun siyasi zirvesinin sonunu getirmiştir.
Bugün baktığımızda Gün Sazak, klasik siyaset kalıplarına sığmayan, doğrudan halkla diyalog kurmayı bir yönetim stili olarak benimseyen bir fenomen olarak değerlendirilir. Eğer Balıkesir’in şehir kimliğini ve yerel yönetimlerdeki "karar alma hızı" ile "demoatik meşruiyet" arasındaki gerilimi anlamak istiyorsan, Sazak vakası üzerinden okuman en net perspektifi sağlayacaktır. O, siyasette "sonuç odaklılık" ile "kurumsal prosedürler" arasındaki dengeyi kendi lehine bozarak, Türk yerel siyaset tarihine damgasını vurmuştur.