Mamut, günümüz filine yakın akraba olan, Pleistosen ve erken Holosen dönemlerinde yaşamış olan büyük, tüylü memeli hayvanların genel adıdır. Tıpkı fil gibi Proboscidea takımına aittir ve bu nedenle "gövdeleri tüylü fil" olarak nitelendirilebilir. Ancak mamutlar ile modern filler arasındaki farklar, sadece tüy yapısı ile sınırlı değildir; anatomik, fizyolojik ve çevresel adaptasyonlar açısından da belirgin farklılıklar gösterirler.
Mamutların en dikkat çekici özelliği, sık ve uzun tüyleriyle kaplı vücutlarıdır. Bu tüy kaplaması, onları dondurucu Kuzey yarımküre iklimlerine karşı mükemmel bir şekilde izole eder. Ayrıca, hayatta kalmak için evrimleşmiş diğer kritik adaptasyonlar şunlardır:
Mamutlar tek bir türden ibaret değildir; evrim sürecinde farklılaşan üç ana grup vardır:
Mamutlar, "Buzul Çağı"nın soğuk ve rüzgarlı bozkırlarında, tundra ve çayır alanlarında sürüler halinde yaşardı. Beslenmeleri büyük ölçüde bitkisel olup, ot, çayır, yosun ve sert otlar ile beslenirlerdi. Sosyal yapıları güçlüdür; erkekler genellikle tek başına veya küçük gruplar halinde dolaşırken, dişi ve yavrular daha kalıcı sürüler oluştururdu.
Mamutların yok oluşu, sadece buzul çağının bitmesiyle açıklanamaz. İklim değişikliği (çimenlik alanların ormanlara dönüşmesi) ve insan avcılığının birleşimi, bu devlerin popülasyonunu kritik seviyelere düşürmüştür. Son mamutlar, Wrangel Adası'nda yaklaşık 4.000 yıl önce tamamen yok olmuştur.
Mamut genetiği üzerine yapılan son araştırmalar, CRISPR gibi gen düzenleme teknolojileriyle mamut özelliklerinin modern fil DNA'sına aktarılma ihtimalini tartışmaya açmıştır. Bu, "mamut fil" gibi hibrit bir türün gelecekte soğuk iklimlerde tarım veya ekolojik restorasyon amacıyla yeniden yaratılma potansiyelini taşımaktadır. Ancak bu süreç, etik ve ekolojik riskler açısından oldukça hassastır.