"Akşamdan kavur, sabaha savur" deyimi, bir şeyi aşırı savurganlık, düşüncesizlik ve geleceği düşünmeden, anlık heveslerle tüketme durumunu çok net bir şekilde anlatır. Kısacası, eldeki imkanları, kaynakları veya enerjiyi hiçbir planlama yapmadan, aceleyle ve pervasızca harcayıp kısa sürede tüketmek demektir.
Bu deyimin ardında yatan temel mantık, kavurmak eyleminin bir şeyi hızla pişirip hazır hale getirme, hatta bazen yakıp tüketme çağrışımıyla başlar. "Akşamdan kavurmak", aslında bir şeyi olması gerekenden daha aceleci, yüzeysel veya hoyratça ele almak demektir. Burada "akşam", planlamadan uzak, kısa vadeli bir bakış açısını temsil eder. Sonrasında gelen sabaha savurmak ise, bu aceleci ve düşüncesizce yapılan hazırlığın ya da harcamanın ertesi güne kalmadan, hiçbir fayda sağlamadan tükenip gitmesi, boşa harcanması anlamına gelir. "Sabah" ise, hesabı ödeme zamanı veya boş bir elle kalma durumunu simgeler.
Deyim özellikle şu durumlarda kullanılır:
Burada kilit nokta, "akşam" ve "sabah" arasındaki o kısa zaman dilimidir. Deyim, yapılan yanlışın veya savurganlığın sonuçlarının çok hızlı bir şekilde ortaya çıkacağını, telafisinin zor veya imkansız olacağını vurgular. Yani, anlık zevkler, hevesler veya plansız hareketler uğruna geleceği ipotek altına almaktır bu. "Kavurmak" eylemi, bazen bir şeyi mahvetme, yakıp kül etme anlamını da içerir. Sen sanki bir şeyi hızlıca yakıp bitiriyor, sonra da kalıntılarını savuruyorsun. Bu, yapıcı olmaktan çok, yıkıcı bir tüketimi işaret eder. Biriktirmek veya çoğaltmak yerine, yok etme eğilimini anlatır.
Yıllar içinde gördüğüm en net örneklerden biri, özellikle küçük esnafın iş yönetiminde bu deyimin karşılığını bulmasıdır. Diyelim ki, bir esnaf iyi bir satış yaptı ve eline yüklü bir nakit geçti. Eğer bu parayı, dükkanın geleceği için (stok yenileme, beklenmedik giderler için ayırma, borç ödeme vb.) düşünmeden, hemen kişisel lükslerine harcarsa, yani "akşamdan kavurursa", çok kısa sürede, belki de ertesi ay, dükkanın kira veya fatura gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelebilir, işte o zaman "sabaha savurmuş" olur. Benim tavsiyem her zaman, eline geçen her türlü kaynağı, bir anlık hevesle değil, uzun vadeli bir perspektifle, planlı ve ölçülü kullanmandır. Çünkü "akşamdan kavurup sabaha savurmak", seni sadece günü kurtarmakla kalmayıp, gelecek günlerini de tehlikeye atar.