İstiklal Marşı'mızın bestecisi Osman Zeki Üngör'dür.
Ancak bu cevap, konunun tüm derinliğini yansıtmıyor; çünkü İstiklal Marşı'nın beste süreci, sözleri kadar tek ve düz bir çizgide ilerlememiştir. Burada uzmanlık gerektiren detaylara inmek gerekiyor:
İstiklal Marşı'nın sözleri Mehmet Akif Ersoy tarafından 1921 yılında yazılıp kabul edilmiş olsa da, bestesi için durum biraz daha farklı ve katmanlıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında marşın bestelenmesi için çeşitli denemeler yapıldı.
İlk Kullanılan Beste (Geçici Dönem): Marşın kabulünden sonra bir süre boyunca, besteci Ali Rıfat Çağatay tarafından yapılan bir beste kullanıldı. Bu beste, 1924 ile 1930 yılları arasında çeşitli resmi törenlerde çalınmış ve okullarda okutulmuştur. Dolayısıyla, "ilk besteci kimdir?" gibi bir soruya yanıt verirken Ali Rıfat Çağatay'ın adını anmak gerekir; ancak bu, günümüzde kullandığımız beste değildir.
Günümüzdeki Resmi Beste: İşte burada Osman Zeki Üngör devreye giriyor. dönemin önemli müzisyenlerinden ve Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası (bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası)'nın ilk şefi olan Osman Zeki Üngör'ün bestelediği melodi, marşın ruhuna en uygun beste olarak kabul edildi. Bu beste, ilk olarak 1924 yılında Eğitim Bakanlığı tarafından okullara genelgeyle duyurulmuş ve 1930 yılında ise resmi olarak kabul edilerek İstiklal Marşı'mızın kalıcı melodisi haline gelmiştir.
Osman Zeki Üngör'ün bestesi, Ali Rıfat Çağatay'ın daha doğu ezgileri taşıyan bestesine kıyasla, Batı müziği formlarına daha yakın, görkemli ve marş ruhunu daha güçlü yansıtan bir yapıya sahipti. Yeni kurulan Cumhuriyet'in modernleşme ve çağdaşlaşma idealleriyle de örtüşen bu beste, milli mücadelenin azmini, kararlılığını ve bağımsızlık coşkusunu notalara dökmeyi başarmıştır. Üngör, bu eseri Ankara'da, o dönemin kısıtlı imkanlarıyla bestelemiş ve orkestra şefi kimliğiyle de esere profesyonel bir boyut kazandırmıştır.
Benim tecrübelerime göre, bir marşın kalıcı olmasındaki en önemli faktörlerden biri, sözlerle melodinin birbiriyle kurduğu kusursuz uyumdur. Osman Zeki Üngör'ün bestesi, Mehmet Akif Ersoy'un o destansı sözlerini adeta kanatlandırmış, her bir kelimenin anlamına ve taşıdığı duyguya müzikal bir karşılık vermiştir. Özellikle marşın başında ve sonunda yakaladığı o vurucu etki, insanı derinden etkileyen milli coşku, bu besteyi sadece bir melodi olmaktan çıkarıp, milli kimliğimizin işitsel bir sembolü haline getirmiştir. Her dinlediğinde tüylerini diken diken eden bu bestenin arkasında yatan müzikal deha ve ulusal ruhla olan organik bağ, onun zamanın ötesinde bir eser olmasını sağlamıştır.