Şiddet, sadece fiziksel bir darbe ya da gözle görülür bir yara değildir. Daha geniş ve sinsi bir kavramdır; bir bireyin veya grubun, başka bir bireye, gruba veya kendine yönelik olarak fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik veya sosyal bütünlüğüne zarar veren, acı veren, kontrol altına alan, kısıtlayan veya itibarsızlaştıran her türlü eylem, tutum ve davranıştır. Esasında, bir güç ve kontrol mekanizmasının kötüye kullanılmasıdır.
Şiddeti anlamak için sadece fiziksel boyuta odaklanmak eksik kalır. İşte farklı türleri ve uzmanlık gerektiren nüansları:
Şiddetin Farklı Biçimleri
- Fiziksel Şiddet: İtmek, vurmak, tekmelemek, yaralamak gibi bedene doğrudan zarar veren eylemlerdir. En görünür olanıdır.
- Psikolojik/Duygusal Şiddet: Tehdit etmek, aşağılamak, sürekli eleştirmek, izole etmek, manipüle etmek, bağırmak, alay etmek. Bireyin özsaygısını, ruh sağlığını ve duygusal dengesini hedef alır. Genellikle fark edilmesi ve kanıtlanması daha zordur.
- Cinsel Şiddet: Rıza dışı her türlü cinsel eylem veya eyleme zorlama.
- Ekonomik Şiddet: Çalışmayı engellemek, parayı kontrol etmek, maddi kaynaklara erişimi kısıtlamak veya tamamen kesmek. Bireyin bağımsızlığını ve yaşamını idame ettirme becerisini elinden alır.
- Sosyal Şiddet: Kişiyi çevresinden, arkadaşlarından veya ailesinden uzaklaştırmak, sosyal yaşamını kısıtlamak.
- Yapısal Şiddet: Toplumun kurumları, politikaları veya sistemleri aracılığıyla belirli grupların temel ihtiyaçlarını karşılamasını engelleyen veya onlara zarar veren durumlar (eğitim veya sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler gibi). Bu, en gizli ve sinsi şiddet türlerinden biridir çünkü bir faili işaret etmek zordur.
Uzman Bakış Açısıyla Püf Noktaları
- Niyet mi, Etki mi?: Şiddetin varlığı için her zaman kötü niyet şart değildir. Bazen "iyilik yapıyorum" veya "disipline ediyorum" adı altında yapılan davranışlar bile, eğer karşıdaki kişiye zarar veriyorsa, incitiyorsa veya onu kısıtlıyorsa, şiddet kategorisine girer. Önemli olan eylemin yarattığı etkidir.
- Güç Dengesizliği: Şiddet çoğu zaman bir güç dengesizliğinin olduğu yerde ortaya çıkar. Fail, mağdur üzerinde bir tür kontrol, üstünlük veya bağımlılık ilişkisi kurmaya çalışır. Bu, fiziksel güç olabileceği gibi, duygusal, ekonomik veya sosyal bir üstünlük de olabilir.
- Gizli ve Sinsi İlerleme: Fiziksel şiddet genellikle bariz olsa da, psikolojik, ekonomik ve yapısal şiddet çok daha yavaş, sinsi ve yıkıcı ilerler. Mağdurun bile ne yaşadığını şiddet olarak tanımlaması yıllar alabilir, çünkü bu tür şiddetler ince manipülasyonlarla kendini gösterir.
- Döngüsellik: Şiddet nadiren tekil bir olaydır; çoğunlukla bir döngü içinde kendini tekrar eder ve zamanla şiddetin dozu artar.
Kendi tecrübelerimden yola çıkarak şunu ekleyebilirim: Şiddeti önlemenin ve tanımanın ilk adımlarından biri, sınırları netleştirmek ve karşıdaki kişinin "hayır" cevabına saygı duymaktır. Eğer biri sana "yapma" dediğinde sen yine de ısrarla bir eylemde bulunuyorsan (fiziksel, sözel ya da duygusal fark etmez), bu bir zorlama ve şiddetin başlangıcıdır. Örneğin, partnerinin izni olmadan özel eşyalarını karıştırmak veya sürekli nerede olduğunu sormak, kontrol etme isteğinin bir tezahürü ve psikolojik bir sınır ihlalidir. Bu küçük gibi görünen adımlar, çoğu zaman daha büyük şiddet döngülerinin kapısını aralar.