İlham, dış dünyadan gelen bir uyaranın (bir ses, görüntü, duygu veya olay) bilinçaltındaki öngörülmüş deneyim ve bilgilerle aniden rezonansa girmesi sonucu ortaya çıkan, o an için bilinçli kontrol ötesinde bir yaratıcı kıvılcımdır. Sadece "fikir gelmesi" değil; o fikrin zihninde neden o an, o şekle dönüştüğünü hissetmen, eserin ruhunu taşıyan o kritik anıdır.
İlhamın arkasında genellikle diffuse mode (dağınık mod) adı verilen bilişsel süreç vardır. Beynin, yoğun odaklanma (focused mode) sırasında çözemeyen karmaşık problemleri, dinlenme, yürüyüş veya uyku sırasında arka planda işleyip çözmüş olmasıdır. Bu süreçte nöronlar arasındaki bağlantılar yeni ve beklenmedik şekillerde yeniden düzenlenir. Yani ilham, zihninin boşta kaldığı anlarda gerçekleşen bir pasif işleme sonucudur.
İlhamın rastgele bir şans eseri olmadığını, doğru koşulların birleşimiyle mümkün olduğunu bilmek önemlidir:
Yıllardır kurduğum bir gözlem şudur: Yaratıcı bloğuna girdiğimde, masadan kalkıp yürüyüşe çıkmak veya duş almak en etkili çözümdür. Bu fiziksel aktivite, beynin sol (lojik) ve sağ (yaratıcı) yarımküreleri arasındaki iletişimi dengeleyir. Bir keresinde, haftalarca çözemediğim bir yazı tıkanıklığı, duşta suyun ritmiyle gelen bir metaforla saniyeler içinde çözülmüştü.
Unutma, ilhamı bekleme; onu tetikleyecek ortamı sen yarat. Düzenli girdi, stratejik mola ve anlık kayıt alışkanlığı, ilhamı bir "şans" olayından, yönetilebilir bir süreçe dönüştürür.