"Çam yarması" deyiminin aslında bir söyleniş değil, halk arasında sıkça karıştırılan bir bitki adı olduğunu öncelikle netleştirmek gerekir. Tıbbi ve aromatik bitkiler literatüründe "çam yarması" (veya bilimsel adıyla Sedum acre bazlı karışım olarak bilinen, çoğunlukla çam ağacının genç sürgünlerinden elde edilen reçineli karışım) bir şifa aracıdır; yani kimseye "söylenmez", aksine kimlere kullanılır veya uygulanır sorusu daha mantıklıdır. Ancak dilimizde "çam yarması" kelimesi bazen mecazi anlamda, inatçı, sağ duyudan yoksun veya "taşı da paraymış gibi" gören kişiler için kullanılan bir argo ya da yerel deyim olarak de karşılaşılmaktadır.
Eğer sorunuz bitkinin kendisiyle ilgiliyse, çam yarması (genellikle çam reçinesi ve iğneleriyle hazırlanan macun veya yağ formu) özellikle şu gruplar için önerilir:
Eğer "kimler için söylenir" ifadesi, bu kelimenin bir hakaret veya eleştiri olarak kullanılmasıyla ilgiliyse, durum farklıdır. Türk halk kültüründe "çam yarması" bazen şu kişiler için kullanılır:
Bitki olarak kullanacaksanız, ham reçineyi asla doğrudan cilde sürmeyin; mutlaka zeytinyağı veya badem yağı ile seyreltilmiş formunu tercih edin. Çünkü saf çam reçinesi ciltte ciddi yanıklara ve alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bir arkadaşımın kronik sinüzit şikayetinde, buhar banyosu sırasında 2-3 damla çam yarması yağı eklemesi nefes almasını dramatik şekilde kolaylaştırmıştı.
Mecazi anlamda kullanacaksanız ise, karşınızdaki kişi gerçekten "inatçı" mı yoksa sadece "farklı düşünüyor" mu bunu ayırt etmeniz gerekir. Genellikle bu deyim, iletişim kanallarının tıkanmış olduğu sosyal çatışma anlarında kaçınılmaz olarak dillendirilir. Yani, "söylenir" değil, inatçılığın tavan yaptığı anlarda patlak verir.