Eritre devletinin başkenti Asmara'dır. Bu şehir, sadece bir başkent olmanın ötesinde, kendine özgü mimarisi ve tarihiyle Afrika'nın en eşsiz şehirlerinden biridir.
Asmara'yı gerçekten özel kılan, özellikle 20. yüzyılın başlarında İtalyan sömürge döneminden kalma Art Deco, fütüristik ve rasyonel mimari örnekleriyle dolu olmasıdır. Bu mimari zenginlik, şehrin 2017 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmasının da ana sebebidir. Burayı ziyaret ettiğinde veya araştırmaya başladığında, hemen hemen her köşe başında bir İtalyan kafesi, eski bir sinema binası veya Art Deco tarzı bir villa ile karşılaşman seni şaşırtmayacaktır. Bu yüzden şehre sıkça "Africa's Secret Modernist City" veya "Piccola Roma" (Küçük Roma) denir.
Şehir, yüksek bir platoda, yaklaşık 2.325 metre rakımda kurulu olması sayesinde çevresindeki daha sıcak iklimlerden çok daha ılıman ve keyifli bir havaya sahiptir. Bu coğrafi konum, Asmara'nın tarih boyunca stratejik önemini de artırmıştır. Benim Eritre'ye yaptığım bir ziyarette dikkatimi çeken en önemli şeylerden biri, bu eski mimarinin modern yaşamla nasıl iç içe geçtiğiydi. Eski sinema salonlarının hala faaliyette olması, İtalyan tarzı pizzacıların yerel yemeklerle yan yana bulunması, şehrin kültürel katmanlarını çok güzel özetliyor.
Hükümet binaları, üniversiteler ve ana ticaret merkezleri de burada konumlanmış durumda; bu da Asmara'yı Eritre'nin siyasi ve ekonomik kalbi yapıyor. Ülkenin idari işlerinin çoğu buradan yönetilirken, ticari faaliyetlerin önemli bir kısmı da bu canlı şehirde yoğunlaşır.
Bu şehrin bir diğer püf noktası ise, koruma çabaları ve kısıtlı gelişim arasındaki ince çizgidir. UNESCO statüsü, tarihi dokunun korunması için bir avantaj sağlarken, ülkenin genel izolasyonu ve ekonomik koşulları, şehrin altyapı ve modernizasyon projelerini yavaşlatabiliyor. Bu da sana Asmara'nın "zaman tünelinde asılı kalmış" bir kent izlenimi vermesine neden olabilir ki bu da aslında şehrin kendine has cazibesini oluşturan bir faktördür. Eritre'nin kendine özgü yolculuğunda Asmara, hem bir anıt hem de yaşayan bir müze gibidir; keşfedilmeyi bekleyen birçok hikayesi vardır.