Kene ısırmalarının en tehlikeli sonucu, şüphesiz Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA)'dir. Bu hastalık, Türkiye'de özellikle ilkbahar ve yaz aylarında hayatı tehdit eden en ciddi zoonoz enfeksiyonlardan biridir. Ancak kenenin bulaştırdığı tek ölümcül hastalık bu değildir; Babesiosis ve Ehrlichiosis gibi diğer vektör kaynaklı hastalıklar da ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
KKKA virüsü, kenenin tükürüğü yoluyla kana geçer. Enfeksiyon sonrası 1-3 gün içinde başlayan ani ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları ile kendini gösterir. Hastalığın asıl dehşeti ise hemorajik (kanamalı) evresinde ortaya çıkar. Dudağın kenarında, diş etlerinde, burun kanamasında veya idrar renginin koyulaşmasında artış gözlemlerseniz, bu durum viral kanamalı ateşin klasik belirtileridir. Tedavi gecikirse, çoklu organ yetmezliği ve iç kanamalar nedeniyle ölüm riski %50'nin üzerine çıkabilir.
Çoğu insan keneyi gördüğünde panik yapar ve onu hemen cımbızla çekmeye çalışır. Bu, en büyük hata olabilir. Keneyi zorla çekmek, baş kısmını vücutta bırakmasına veya virüs yüklü tükürüğünün daha fazla yayılmasına neden olabilir.
Özellikle şeker hastası, bağışıklık sistemi baskılanmış veya dalak alınmış kişilerde Babesia parazitiyle enfeksiyon, KKKA'dan daha sessiz ama bir o kadar ölümcül seyredebilir. Bu durumda ateş ve titreme ile birlikte sarılık (ikter) görülür.
Sonuç olarak: Kene ısıranlar için "sadece izleyip geçmek" ölümcül bir lükstür. Isırık anında ateş ölçerini başucunda tut, 14 gün boyunca halsizlik, eklem ağrısı veya ciltte döküntü olup olmadığını yakından takip et. İlk belirtilerde vakit kaybetmeden bir enfeksiyon hastalıkları uzmanına başvur. Erken tanı, hayatta kalma şansını dramatik şekilde artırır.