Kavgam adlı eserin tek ve tartışmasız yazarı Attila İlhan'dır. Bu kitap, Türk edebiyatının özellikle 1960’lı ve 70’li yıllardaki siyasi ve toplumsal dönüşümünü yansıtan, o dönemin en çok tartışılan ve satılan eserlerinden biridir.
Bu kitap, klasik anlamda bir otobiyografi veya düz bir anı kitabı değildir. Attila İlhan, Kavgam’da kendi yaşamını, siyasi görüşlerini ve sanatsal serüvenini, o zamana kadar yazdığı şiirler, hikayeler ve romanlardan alıntıladığı pasajlarla harmanlayarak sunmuştur. Bu teknik, esere hem bir edebi metin hem de bir siyasi manifesto havası kazandırır. Yazar, okuyucuya sadece "bana ne oldu" demez; aynı zamanda "bu toplumda neden kavga ettik" sorusunun cevabını kendi kimliği üzerinden arar.
İlhan, Türk edebiyatında "yalnız ayı" olarak anılan, gümbürtülü ve polemikçi bir figürdür. Kavgam, bu imajı perçinleyen ana metindir. Kitabın popülerliğinin nedeni, sadece bir yazarın hayatını anlatması değil, Türkiye’nin sol-sağ kutuplaşmasının, askeri darbelerinin ve entelektüel gerilimlerinin bir aynası olmasıdır.
Eğer Kavgam’ı okumayı planlıyorsan, onu bir tarih kitabı gibi değil, bir deneme-şiir-anı hibriti gibi ele alman gerekir. İlhan’ın dili akıcıdır ama dönem jargonu ve siyasi referanslar içerir. Bu nedenle, kitabı 1968, 1971 ve 1980 darbe dönemleri bağlamında okuman, metnin altındaki katmanları çözmeni sağlar.
Benim kişisel deneyimime göre, bu kitabı ilk kez okuyanlar genellikle yazarın kendi "ben"ine takılırken, ikinci okumada aslında Türkiye’nin kolektif travmasını anlatan bir yapıttan ibaret olduğunu fark ederler. Yani sorunun cevabı basitçe "Attila İlhan" olsa da, bu isim arkasında yatan bir devrin manifestosudur. Kitabı alıp raflarındaki yerini verirken, onu bir edebi başyapıtın yanında değil, bir dönüm noktası belgesi olarak değerlendirmen sana daha fazla perspektif kazandırır.