Habibi Neccar, İslam inancında çok önemli bir yere sahip, Kur'an-ı Kerim'de Yasin Suresi'nde "Ashab-ı Karye" (Şehir Halkı) kıssasında adı geçen, hak dine iman etmiş sadık ve cesur bir şehittir. Sen onu, İsa peygamberin havârilerine (elçilerine) destek olup inancını açıkça ifade ettiği ve bu uğurda canını feda ettiği kişi olarak tanıyabilirsin. Rivayete göre, Antakya halkı, kendilerine gönderilen peygamberleri yalanlayıp onları taşa tutmak isterken, Habibi Neccar uzaktan koşarak gelir ve insanları uyarır, iman etmeye çağırır. O, kendisine gelen hak peygamberlere uyan, onların tebliğine destek olan ve sonunda bu uğurda şehit düşen bir marangoz (Neccar) olarak bilinir. İşte bu yüzden onun hikayesi, inancın bedeli ve kararlılığın sembolü olmuştur. Kur'an'da "Keşke kavmim bilselerdi..." diyerek ahiretteki makamını görünce kavmine acıdığı anlatılır ki bu onun yüksek ahlakını da gösterir.
Habibi Neccar'ın türbesi, Hatay'ın Antakya ilçesinde bulunan tarihi Habibi Neccar Camii içerisinde yer almaktadır. Bu cami, sadece Habibi Neccar'ın makamı değil, aynı zamanda Anadolu'da yapılan ilk camilerden biri olma özelliğini taşır ve onun adını taşır. Caminin alt kısmında, Habibi Neccar'ın yanı sıra, İsa peygamberin iki havârisi olan Yahya ve Yunus'un (bazı kaynaklarda Şem'un Sefa ve Yahya olarak da geçer) da türbeleri bulunmaktadır. Sen buraya gittiğinde, sadece bir türbeyi değil, tarihin ve inançların iç içe geçtiği çok katmanlı bir yapıyı ziyaret etmiş olursun. Caminin yapısı, geçmişte bir pagan tapınağı, ardından bir kilise ve en sonunda da camiye dönüştürülmesiyle Antakya'nın zengin kültürel ve dini mirasını yansıtır.
Burada dikkat etmen gereken bir püf noktası var: Habibi Neccar'ın kıssası Kur'an'da net bir şekilde geçse de, bu kıssanın doğrudan Antakya'da yaşandığı ve Habibi Neccar'ın bu şehirdeki bir kişi olduğu bilgisi daha çok geleneksel anlatılar ve tefsirlerle günümüze ulaşmıştır. Ancak bölge halkı ve İslam coğrafyasında bu kabul oldukça yaygındır ve Antakya'yı bu olayın merkezine konumlandırır. Yani, hikayenin kutsal metinlerdeki evrenselliği ile bölgesel atfı arasında bir denge olduğunu bilmelisin. Eğer oraya gidersen, cami kompleksinin sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda yüzyıllardır farklı inançların ve medeniyetlerin izlerini taşıyan canlı bir tarih laboratuvarı olduğunu göreceksin. Benim şahsen Antakya'yı her ziyaretimde, o dar sokaklardan Habibi Neccar Camii'ne doğru yürürken, o kıssanın ruhunu ve şehrin derin tarihini adeta hissettiğimi söyleyebilirim. Bu, sadece dini bir ziyaret değil, aynı zamanda kültürel ve tarihi bir yolculuktur.