Yumurtalık kanseri, kadınların üreme sisteminde yer alan ve erkeklerin testislerine karşılık gelen yumurtalıklarda gelişen kötü huylu tümördür. Bu hastalık, jinekolojik onkoloji pratiğinde en dikkat çekici ve bazen de en zorlu süreçlerden biridir. Nedeni, hastalığın erken evrede genellikle belirti vermemesi veya belirti verdiğinde de bu semptomların mide-bağırsak sistemi rahatsızlıklarıyla kolayca karıştırılabilmesidir. Tıbbi literatürde "sessiz katil" olarak anılmasının temel sebebi de budur; çünkü karnın şişmesi, hazımsızlık veya sık idrara çıkma gibi şikayetler uzun süre hafife alınabilir.
Yumurtalık kanseri tek bir hastalık değil, hücre tipine göre sınıflanan birçok alt gruba ayrılır. En sık rastlanan tip Epitel Yumurtalık Kanseri'dir. Bu tümörler, yumurtalığın dış yüzeyini kaplayan hücrelerden köken alır ve ilerlediğinde karın boşluğuna yayılım gösterme eğilimindedir. Daha az sıklıkla görülen diğer tipler arasında germ hücreli tümörler (genç hastalarda görülür) ve stromal tümörler (hormonal etkiler yaratabilir) yer alır.
Kanserin hangi evrede yakalandığı, tedavi başarısını belirleyen en kritik faktördür. Erken evrede (yumurtalıkla sınırlıyken) tanısı konan hastalarda beş yıllık sağkalım oranı oldukça yüksektir. Ancak hastalık karın boşluğuna yayıldığında (ileri evre), tedavi süreci cerrahi, kemoterapi ve bazen de hedefe yönelik tedavilerin kombinasyonunu gerektirir.
Risk faktörleri arasında aile öyküsü (özellikle BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları), doğum yapmamış olmak veya geç yaşta menopoza girmek sayılabilir. Eğer ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü varsa, genetik tarama yaptırmak hayati önem taşır.
Kendi kliniğimde veya danışmanlık sürecinde sıkça vurguladığım bir nokta var: "Karnımda şişkinlik var ama mide rahatsızlığı sanıyorum" diyen hastalar, çoğu zaman geç kalınmış vakalardır. Eğer son birkaç ayda açıklanamayan bir karın şişliği, tokluk hissinin erken gelmesi, sık idrara çıkma veya kasık ağrısı yaşıyorsan, bunu hafife alma.
Bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvuruda bulun ve özellikle transvajinal ultrason ile CA-125 gibi tümör belirleyici testlerini talep et. Unutma, bu testler tek başına tanı koymaz ama şüpheli durumlarda doktoruna yol gösterir. Erken farkındalık, tedavi seçeneklerini ve yaşam kaliteni doğrudan etkiler. Bedenindeki değişimleri dinlemeyi ihmal etme.